Üçgen olmuş gidiyorsun, bana veda ediyorsun…

Geçen hafta, hem biraz forma gireyim, hem kendimi iyi hissedeyim, hem de merdiven çıkarken kalbim sıkışmasın diye, bir spor salonuna kaydoldum. Ömrümde spor namına yaptığım tek şey maus hareket ettirmek olduğu için, ne getireceğim, ne yapacağım, ne kadar sürecek, ne kadar yorulacağım, hiçbir fikrim yok.

Kaydoluşumun ertesi günü, bulabildiğim bütün sporsal eşyalarımı bir çantaya doldurdum, spor salonuna gittim. Salona galoşla giriyor, soyunma odasında yanında getirdiğin yedek ayakkabıyı giyip spora öyle başlıyormuşsun. Neyse, bilgi dağarcığımı bu ve bunun gibi bir takım gereksiz bilgilerle donatarak soyunma odasına geçtim.

Ömrü hayatı boyunca sadece 1 yıl, o da 5. sınıftayken beden eğitimi dersine giren bir insan için, soyunma odası psikolojisini öyle hemen anlamak mümkün değildi tabii…

Durumu şöyle özetleyeyim;

Soyunma odasında, 1 adet aynanın karşısında yeni çıkmaya başlayan pazularını inceleyen ergen, 1 adet daltaşak bir biçimde odada dolaşarak, işveli bir şekilde telefonla konuşan, arada bir ayağını öne doğru uzatarak dinlenen orta yaşlı amca, 1 adet uzun saçlı, kaslı ve dövmeli adam, 1 adet yandan bakınca görünmeyen zayıflıkta ergen (en sinir olduğum da bu), 1 adet göbekli ve esprili yaşlı amca

Ve elinde mavi çantası, bir yandan olaya adapte olmaya çalışıp bir yandan dolabını arayan ben!

Her şeye rağmen dolabıma ulaşıp eşyalarımı yerleştirdim, eşofmanlarımı da başarıyla giydikten sonra salona geçtim. Ölçülerim alındı, tartıya çıktım (bu konulara fazla girmek istemiyorum), ve antrenörün talimatıyla gördüğüm ilk koşu bandına atladım!

25 dakika süren bir hızlı tempo yürüyüş-koşuşun sonunda hafiften başım dönerek koşu bandından indim. Suratımdan oluk oluk akan terleri silerken, pedallı, bi de elinle ileri geri yapıyorsun hani, öyle bir şey, bisiklet gibi ama değil gibi, işte ona çıkıp 10 dakika da onda ter döktüm. Her şey iyi gidiyordu, “Ohoo ben buna her gün gelirim ki, götüm göbeğim kalmaz valla” şeklinde güle oynaya koştum, yetmedi bir de üzerine mekik çektim, “Artık yeter ben kaçayım” demeye kalmadan kendimi ağırlıklı bir takım demir yığınlarının arasında buldum!

“Yaea ben zayıflamak için gelmiştim, yani kas falan ehehe zaten nasıl çıkacak kas bu vücuttan, gözünüzü seveyim ben koşu bandına geri dönüyorum” demeye kalmadan şu an tarif edemeyeceğim, bir takım göğüs ve omuz güçlendiren ağırlık sistemleriyle tanıştım, tanışmaz olaydım. Yıllar yılı keman çalarken yapmaktan korktuğum hareketler yüzünden kollarım bile yağ bağlamıştı ve hareketlerin yarısında artık ağırlıkları kolumla değil göbeğimle kaldırıyordum.

Göğüs geliştiren egzersiz olayında da (bunu yazmazsam içim rahat etmez) antrenörün söylediğinden 5 eksik yapmıştım, ama sonraki gün 5 fazla yaparak vicdanımı temizledim, günahlarımdan arındım. Salondaki ilk günüm ayaklarla ağırlık kaldırma egzersiziyle sona erdi.

Ben ki Mersin Üniversitesi‘nin dik yokuşlarını Ağustos sıcağında bir damla ter dökmeden çıkmış bir insanım, sıksan 2 kova dolduracak ıslaklıktaki tişörtümle soyunma odasına gittim, yaklaşık yarım saat hiçbir şey yapmadan oturdum. Neden sonra aklımı birazcık toparlayabildim, duşa girdim, bu kısımları çok net hatırlamıyor olsam da, üstümü giyindim, sürünerek eve gittim!

İkinci ve üçüncü gün her yerim ağrıyarak, ama ağırlıkları daha çabuk kaldırarak geçti, araya haftasonu girdi, haftasonunda enerjimi toplayıp dün nihayet bütün egzersizleri sorunsuzca bitirdim! BİR DAHAKİ İMZA GÜNÜNE İKİ BOYUTLU, ADONİSTEN İBARET BİR İNSAN OLARAK GELECEĞİM!!!!1

Ayrıca soyunma odası psikolojisinde de ilerleme kaydettim, artık odada soyunurken birbirine “panpa” diye seslenen ve İnci Sözlük başlıklarıyla muhabbet eden 2 avukatın konuşmalarını duymuyordum bile!

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, zayıf olan ve buna rağmen “İki kas yapayım da kızlar sahilde bana sulansın” mantalitesiyle gelen ergenlerden nefret ediyorum. Ben sağlık için, iki adım yürüyünce kalbim sıkışmasın diye canımı çıkarıyorum, onlar geliyorlar efendim, alıyorlar ağırlıkları, bok var sanki, aynanın karşısına geçip kendilerine değişik bakışlar atıp, göz kırparak tarif edemeyeceğim seslerle tonlarca ağırlık kaldırıyorlar. Neden? HAVA ATMAK İÇİN. HAVA.

Pislikler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...




Leave a Reply