Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar! vol. 9

Uzun zamandır bu kelimeleri yazmayı bekliyordum, yine ilginç, birbirinden seksli, memeli kelimelerimiz var, Google’dan aranıp da naçizane bloguma gelinen. Bakalım ne çıkacak.

O değil de, ben üşüyorum……………..

_____

pipilerini açan kadınlar: Yani bu zaten fiks. Her ay bir kaç kişi geliyor bunu arayarak. Birinin bu insanlara, kadınların PİPİlerinin olmadığını açıklaması gerek bence…


pipilerini pipilerini açan kızlar fotoraflar:
Yani o kadar çok açıyor ki, bir kere yazmayı yeterli görmemiş. O derece.

pipi ve popo görünen en en en en en en ayıp videol:
Hani zaten, onu “ayıp” diye nitelendiriyorsa, bilmiyorum neden bu kadar çok aramış. Oğlum git sütünü iç uyusana yahu. 6 kere en yazmış bir de. Ayrıca Videol ne. Videol Behramoğlu.

pipisi gözüken dansöz resmi:
Yılbaşı ruhu.

nam almış porno:
Burdan dünyanın çeşitli yerlerine namı yürümüş pornolardan bahsetmiş.

memeli bülüklü ayıp kızlar:
Bülük. Ne sevimli kelime değil mi aslında, fonetik olarak. Sülük gibi. Sümük. Sümsük.

simsponge..blogspot.cocm:
Bazen simponge.blogspor.cpm yazdığım oluyor.

yarasa kollar açılır göğüsler saçılır:
Japone kol lan o. Yarasa ne alakaysa.

yarasa olan gocunur: Ehehe. Ben öyle anlıyordum onu küçükken.

the sims adamın pipisini görme videosu:
Şimdi şöyle. The Sims küçüklere de hitap ettiğinden dolayı, organ yok orda. O yüzden sana Singles‘ı öneririm. Onda var pipi. Pornalı oyun o.

popo,meme,pipilerini gösteren güzel kızlar: Arkadaşımız burada “Önemli olan iç güzellik” önermesini yanlış anlamış.

artvin atom feyse paylaş:
Bilemedim, bu ne.

boklu kız pipi bok popo meme:
Anlamadım ama galiba bana kötü bir şeyler söyledi. Ya da, bilemedim.

justin bieber ın ağzına yarrak alırken ki videosu:
Lan oha. Demeyin lan öyle, tamam ben de uyuz oluyorum fakat, veletin Kim Kardaişeyen ile şeyapmışlığı var. Yazık. Ya da değil lan. Arayın. Afferim, böyle devam.

kadının dayanılmaz çazibesi:
Çazibe. Ç. Behzat Ç. hatta.

kızların çıplak halleri yani memeleri bile görünec:
Yani memeleri bile görünsün. O kadar çıplak ki yani. Meme bile yani memeleri görünsün bence yani, memeleri bile. LAN MANYAK MISINIZ.

kumaş pantolon giyince pipi niye kalkıyor: O senin pipinin kumaş pantolon zaafı evladım. Yani bilemiyorum. Kumaş fetişi…………..


Böyle. Cinsellikten dolayı kusura bakmayınız, bu ay ziyaretçi kitlem birazcık ergenmiş. Yapacak bir şey yok, dediğim gibi.

NABER. O değil de, lan iki yıl olacak neredeyse şu blog alemindeyim, daha bi kişi gelip “Sıpanç lan, ben blogırlarla röportaj yapıyorum, gelsene şöyle köşede iki sohbet edelim” falan demedi, varsa yoksa Twitter. Haliyle, bu konuda pöykürmeye hakkım var bence.

Pöykürmek ne lan. Peyker gibi.

Ben gidiyorum………..

 

Çocukluğumdan kalan şeyler falan filan.

Finduilas böyle ilginç bir mim fikri ortaya atmış, beni de olayına dahil etmiş, sevindim haliyle. Yapacağım şey, çocukluktan aklıma gelen şeyleri madde madde yazmakmış. Ergenliğimin zirvesinde olduğum şu güzide dönemde bundan daha âlâ bir mim olabileceğini düşünmek bile istemiyorum şahsen, düşünemem de.

Evet.

Şimdi sırasıyla bir şeyler şeyapmak isterim.

Peluş oyuncaklar: 2 adet oyuncak ayım, bir adet de oyuncak maymunum var, hala bir yerlerde durur evin içinde. Birisi annemin bir yakınından bana kaldı, ki en sevdiğimdi, kendim yıkardım onu o derece, çamaşır makinesine bile attırmazdım. Öbür ayı, küçükken annemin bana ördüğü bir yeleği giyer, maymun da babamın bir arkadaşından hediye gelmişti, 4 yaşında falandım en fazla. Öbürleri doğumumu bebekliğimi bilir yani.

Sıdıka: Resmi olarak izlediğim ilk dizidir.

Kitaplar: Kitaplara çok düşkündüm küçükken, şimdi de fırsat buldukça okumaya çalışıyorum, ilk okuduğum kitap “Yavru Fil” diye bişeymiş, 3 yaşındayken falan okumuşum.

Mantı: Sömestr tatilinde (böyle yazılmıyo olabilir) Konya’ya babaannemlere giderdik, ve her gidişimde mutlaka yaptırırdım. Ramazan ramazan yazmayayım dedim ama, üzgünüm, çocukluğumun en köşesinde durur.

Kardan kadın: Yine aynı tatilde Konya’ya gittiğimizde, babamla etliekmek yaptırmaya fırına gitmiştik ve o esnada, yani etliekmeklerin çıkmasını beklerken babamla kardan kadın yapmıştık, memeleri vardı.

Fox Kids ve Bobby’nin Dünyası: Bunu izlemek için kuzenlerimle sabahın yedisinde kalkardık mesela, ne güzel günlerdi.

Paletler: Babamın bana karne hediyesi olarak aldığı lacivert paletleri de artık kuzenim kullanıyor. Ne hızlı yüzdüğümü zannederdim lan ben o paletlerle.

Pıtırcık ve Bacaksız kitapları serisi: Bunları da kitap kategorisinde değerlendirmek istemedim, benim için yerleri ayrıdır.

Aziz Nesin: Annem her gün başka bir Aziz Nesin kitabıyla gelirdi, geldiğinde önceki kitabı yeni bitirmiş olurdum.

Basketbol kursu: Okulun basketbol kursuna bir günlüğüne gitmiş bulundum, ertesi gün apandisit ameliyatı oldum mesela. Bunun da böyle yazılıp yazılmadığını bilmiyorum ama neyse.

Biskrem: Ameliyat olduğum hastanenin yemekleri tabiri caizse “iğrenç” olduğu için 5 gün boyunca Biskrem’le beslenmiştim, yani serumun yanında iyi gidiyordu.

Bilgisayar: 9 yaşında falan bilgisayar sahibi olmuştum, ama 145′ten girdiğim interneti, ilk oynadığım oyun olan Dynamite Joe’yu asla unutmam. Hatta şu an blogun border’ında kullandığım mavi renkti kasası.

The Sims: Aahahah, bu bir kilometre taşıdır işte. Babam bir akşam elinde bir CD ile geldi, “Sıpanç bak, The Sims oyunuymuş bu, çok güzelmiş süpermiş” falan diye. 10 yaşındaydım zannedersem, CD’yi açtım kurdum falan, ama oyuna bayıldım, ertesi gün babamdan ek paketlerini istemiştim, ki getirmişti de. Sonradan derslerimdeki başarısızlığı Sims’e yorarak  (ki hiç alakası yoktu, dersler gittikçe zorlaşıyor takdir edersiniz ki) bana o oyunu yasakladı, ki yasak hala devam etmektedir, etmese bile Sims 2′yi kaldıracak bir bilgisayarım yok maalesef.

İşte böyle. Benim aklıma gelenler bunlar. Bu mim de benden Meyrem, Nutellalı Ekmek ve Nuterlinesq‘e gitsin… Başka isteyen varsa da alsın yani, alınabilir bence.

Benim can sıkıntılarım var… vol.3

Yarın ilk defa okula başlayan bir küçük çocuğun sevinciyle okula gitmeyeceğim. Gideceğim diyeceğimi sandığınızı biliyorum, hatta bundan eminim. Ama hayır, lise üç güzel bir sene değildir. Üniversitede bu sevinci yaşayabilirim ama. Belli olmaz.

 

‘Facebook’ umu sadece Pet Society için açık tutuyorum, ne yapsam, MySpace hesabımda PetSoc açıp Emo’larla beraber PetSoc mu oynasam?!’ şeklinde bir şeyler çiziktirmiş olabilirim, ya da ötmüşümdür, belli olmaz.

 

Bir de hilesi var Pet Society’nin, kutularla ilgili. Onu da paylaşırım yakında.

 

Sims’te hile yapmayı sevmezdim. Ya da parayı biraz yapar, eve en lüks eşyaları alırdım, para bitince işe falan gönderir, bileğinin hakkıyla kazandırırdım.

 

Bilek güreşi yapmadım, aklıma da hiç yapmak gelmedi.

 

Normal güreş de yapmadım hiç, o da pek aklıma gelen bir sporumuz değil.

 

Hele yağlı güreş, onu aklımın kenarına sürtüştürmedim bile.

 

Steakhouse Burger’ı yerken ne kadar yağlı ve kaç bin kalorili olduğunu düşünürseniz ruh hastası olursunuz. Benden söylemesi.

 

Bir küp şekerin kalorisini ancak iki saat yürüyerek eritebilirmişiz. Bugün bir arkadaşım söyledi bunu. Bir küp şekerin iki saat hatırı var yani anlayacağınız. Kahve içerken dikkat edin, kırk hatırın üzerine ekleniyor yani.

 

Son bilgilere göre bu hatır meselesi sadece Türk kahvesinde olmuyormuş artık. Çünkü ülkemizde İtalyan kahveleri ve Amerikan kahveleri de çok tüketiliyormuş. Bu yüzden sade filtre kahvenin ve espressonun otuzbeş, sütlü filtre kahvenin ve cappuccinonun otuz, cafe latte‘nin yirmibeş, sade nescafe‘nin yirmi, üçübirarada‘nın onbeş, aromalı üçübiraradanın on, ve az sütlü sıcak çikolatanın ise beş yıllık hatrı olduğu geldi kulağıma. Kafeinsiz kahvelerin ise bir yıllık hatrı var. Milkshake‘in hatrı yok, frappe türü soğuk kahvelerin de içindeki kahve oranına göre beş ila on yıl arasında değişiyor.

 

Çok saçmaladım.

 

 

Esen Cullen.