İyi ki doğdun PuCCa!

Bundan tam bir yıl önce şu saatlerde, elimde herhalde en çok heyecan duyarak satın aldığım kitabı, Küçük Aptalın Büyük Dünyası’nı tutuyordum ve keman sınavımdan önce onu okumamak için kendime söz vermiştim. Kendime ihanet edip ilk sayfasını okumuştum gerçi de, o konulara girmeyelim.


Ne çabuk geçmiş lan bir yıl, inanılır gibi değil.


Beni tanıyanlar bilir, kimliğimi açığa çıkarmadan önce beni tehdit eden, neredeyse aşağılayıcı bir şekilde kimliğimi yaymaya çalışan insanlar çoktu, ve bu konuda en büyük yardımı PuCCa‘dan aldım, ne yapmam gerektiğini, onlara ne şekilde yaklaşmam gerektiğini öğrendim, ve en sonunda “Ya kimden korkuyosun çık açıkça söyle allaşkına :P gazıyla da oturdum kimliğimi açıkladım.

 

Birkaç ay önce de PuCCa‘yla görüşüp doğum gününü kutladığımın rüyasını görmüştüm, pek tabii ki rüyanın tersi çıkar, hala kitabım öpücüksüz, ama gururlu bir şekilde duruyor, kaç defa okuduğumu bilmiyorum bile.

 

Uzun lafın kısası, PuCCa, bence bütün blogger’ların bir şekilde tanıdığı, etkilendiği, sevdiği saydığı, tatlı, komikli bir blogger ablamızdır.

 

İyi ki doğmuş.

 

 

 

 

 

Dizüstü Edebiyat, ve sansürlenen yazım.

Blogmania’dan ayrılırken bir yazı yazdım, bildiğiniz gibi, bu blogun Dizüstü Edebiyat ile akıllarınca dalga geçmesinden rahatsız olduğumu, ve bu yüzden yazarlıktan çıktığımı açıkladım, ama neredeyse vatan haini ilan edilmediğim kaldı o blogda ve saçma bir şekilde üzerime hakaretler yağdırıldı, ama Dizüstü Edebiyat ailesi beni Facebook’tan hep destekledi, buradan da onlara teşekkür ediyorum, ve buyrun, yazımın piç edilmemiş, Yılmaz Morgül’lenmemiş hali işte burda:



Daha önce yazarlıktan ayrılanlar, bir görüşürüz yazısı yazdı mı, onu da bilmiyorum da gerçi, olayı dramatize etmeye gerek yok.

Aslında işin özü şu, hiç bir yerde ismim geçmiyor, ama ben de Dizüstü Edebiyat’tanım.
(Belki bu sizi şaşırtacak ama, Dizüstü Edebiyat’ta olmam, kitap çıkaracağım anlamına gelmiyor) Ve bu son yazılanlar, beni içten içe rahatsız etti, bunu gittikçe alta gömülen uzun bir yorumda dile getirmektense, buraya yazmayı tercih ettim. 

Neden rahatsız etti? Aslında, yazarların çoğuyla, hiçbir muhabbetim olmadı.
Cem Mumcu ile sadece iki defa telefonda konuştum, Ağdabandı, Mrs. Baros, PuCCa ve HBBA ile de sadece bir iki DM ve MSN konuşmasından ibaret. 

Daha çok yüklenilen insanlar, aslında bu söylediklerimin dışında kalanlar,
French Oje, TB gibi. Bunun da nedenini anlamıyorum aslında. 

Bana göre  Dizüstü Edebiyat’ın misyonu, sadece ünlü olmuş insanların kitabını çıkarmak kadar basit bir olay değil, olmamalı.
Cem Mumcu, gerçekten çok derin bir şekilde Twitter, blog ve Facebook‘larda araştırmalar yapıyor bu insanları bulmak için. Bu yüzden, kitap çıkaracak olan herkesin, ünlü, bilmemkaç bin takipçisi olmasını bekleyemeyiz. Binlerce kişi tarafından tanınması gerekmez, kitabın okunması için. Ya da kitap çıkaran kişinin yazdıklarını okumadan onu kötülemek, ya da takipçisi olmadığı için “Dizüstü Edebiyat yalakası” yaftası yapıştırılması bence, çok saçma. 

Bu görüşlerimi de özellikle burada belirtmemin bir sebebi de, bu yazıları okuyanlar kenarda benim ismimi yazar olarak görünce, bir kuşkulanıyorlar. Diye düşünüyorum.
Bu yüzden bunları burada söylemek, ve buradaki kısa süreli yazarlığıma bir son vermek istedim, çünkü gerçekten başından beri ve koşulsuz bir şekilde Dizüstü Edebiyat’ın her kitabını takip ediyorum, edeceğim de. Kişinin Twitter’da mı, blogda mı ünlü olduğu, hangi TV programına çıktığı, hangi tarz müzik dinlediği falan da beni ilgilendirmez.

İşte böyle.
Blogmania‘yı uzun süredir tanıttığı eğlenceli bloglardan dolayı takip ediyor, diğer yazıların çoğunu, başlıkları ilgimi çekmediği sürece okumuyordum, açıkçası, yazar olmadan önce. Şimdi, hepinizden müsaade alarak, o günlere geri dönüyorum. Kaçınız beni tanıyor, onu da bilmiyorum da gerçi. Esen Cullen………


Böyle. Orada zaten benim lehime yazılan yorumları yayınlamıyorlar, ve şimdi de yorum göndermeyi kapattılar. Ama ben, burda ister benim aleyhime, ister lehime yazın, hepsini yayınlayacağım. SÖZ VERİYORUM. En azından, bilin diye söyledim.

Şimdi gidip kahve içeceğim.

Çünkü ben gribim.

■ Gençler nabersiniz? Dedim bir şeyler yazayım, bir hoşluk olsun. Ama (öhö öhö) ben biraz grip oldum. O yüzden bu yazıyı okurken, bir yandan da öksürük ve (fırk) burun çekme sesimi duymanızı istiyorum. Bu şekilde beni daha iyi anlayabilirsiniz çünkü.

Onur Gökşen‘in kitabı çıktı geçenlerde, D&R‘da gördüm, biraz (fırk) okudum falan. Çünkü param yok, alamadım daha. Ama seri güzel gidiyor lan. Ben (öhhö öhhö) çok beğeniyorum. Ne bileyim.

■ Şimdi siz, neden bu kadar uzun süre yazmadığımı merak etmişsinizdir. Etmeseniz bile edin şu anda. Çünkü, aslında yazdım, bir tane saçmalık, bir tane de Perla’ya yazdığım bir açık mektup vardı. Ama hiç (öhhö öhhö) yayınlayasım gelmedi, ne bileyim. Kaldılar öyle taslaklarda.

■ Bugün dolmuşta, adamın birinin elinde gümüş renkli Ayfon Dört gördüm. Lan var mı, onun öyle bi rengi? Ben yok diye biliyorum (fırk) çünkü. Çakmadır falan belki. Ama ne bileyim. Çok gerçek görünüyordu.

■ O değil de, gündemde “Öyle bir geçer zaman ki” dizisi ve başrolde oynayan çocuk var. Başrolde oynamıyor da olabilir, bilmiyorum. Devrik cümleli ismi olan diziyi izlemem ben çünkü. Diyormuşum mesela. Ama kaç arkadaşım anlattı, (öhhö öhhö öhhö!) nasıl ağladım nasıl ağladım diye. Ne bileyim, ağlamak için televizyon karşısına geçmek, veya ağlamak amacıyla sinemaya gidip 10 milyon bilet parası vermek saçma geliyor bana. 5 milyona şahane tokat atarım, anında etkili. Bilemedim.

■ Twitdedektif’e inanmıyorum, ama bir follow-unfollow hilesi yaparak binlerce follower toplayan insan gerçeği var. Bu inkar edilemez (fırk). Hatta bunu şimdi tivite de yazıyorum.

■ Mini Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar; saminamina nı söyleyen kadını söyle, farmville de seksen bölüm, pıpısı gözüken bır çiplak erkek, kız erkeğin bülüğünü oynayan vidyo, inci sözlük mrs baros, adam garının pipini karıştırıyor oyunları.

■ Gmail kutuma gelenleri sürekli kontrol (fırk) etmezsem sanki yeni mail gelmeyecekmiş gibi bir batıl inanç içerisindeyim. Ne yapsam bilemiyorum, elim mail butonuna gidiveriyor.

■ Tivitte de yazdım, Forum Mersin D&R‘da, en üstte, soldan üçüncü, 9. basım PuCCa kitabının 150. sayfasına bir bakın derim. Belki üzerine bir şeyler karalanmış (fırk) bir kağıt parçası bulursunuz. Belki dedim.

■ Ben gidiyorum. Pek de güzel bir yazı olmadı ama gribim. Yıllık iznimi kullanıyorum. Öksürme ve burun çekme seslerimi dinlediğiniz için de hepinize teşekkür ederim. Hadi öptüm virüslü virüslü. (Förk.)

Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar! vol. 7,5 (100 izleyici special edition)


Bu aralar bu internet aleminde çok güzel şeyler oluyor. Az önce Gani Müjde tivitimi RT’ledi, Cem Mumcu ile konuştum onu zaten biliyorsunuz, ve blogumun 100. izleyicisi şeyaptı bugün.

Ben de blogun en sevilen kategorisi olan Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar‘dan küçük bir buket, 10 kelimelik kısa bir liste sunmak istedim size. Bakalım yenilerde ne varmış.
puccaa nin gerçek isimleri: Gerçek İsimleri ne olm, sanki kızcaaz Brezilya’lı falan, yüzlerce ismi mi olacak. Neyse.

pipi.resimi.göster.com: AZUYAHUZHUAHUFGADSFSFLSAFGSAL.

sıcarken gorunenler vıdeoları: İğrençlikte son nokta, hatta ünlem. Bana kalırsa soru işareti.

tam göt yalama lezbiyen: Mesela bunu Word‘de yazsaydım eğer, “yüklemsiz tümce” diye uyarı verirdi. Yani bilin diye söylüyorum.

götü görüken büyük kadınlar izle: Yalnız, galiba büyük kadınlardan hoşlanıyor. Ben demiştim “dedeler sitesi” yanında bir de “nineler sitesi” yapılsın diye, dinletemedim ki, ne yapayım.

güzel kadın fotoğrafları memesi görünen götü gözük: Ki mesela karakter sınırı bile yetmemiş derdini anlatmaya.

kızlar pipini açmış: Aman yarabbi, dur kapatayım, ayıp oldu tüm internet alemine.

kişisel blog nasıl yazılır: Adı üstünde kişisel, herkesin kişisel blog anlayışı farklıdır yani bence.

kizin pıpısı: Ki ben hayatımda kiz ve pıpı kelimelerini ilk defa duyuyorum. Anlamlarını bilen varsa lütfen yazının altına yorum olarak bildirsin…

formsipring sim: Var var, formspringim de var. Eheh.

iki pipili olan kızlar resimleri: Yahu bu nasıl bir fantazidir anlamadım ki, hani tek pipilisini nerden buldun da iki pipilisini arıyorsun, iki başlı ejderha gibi. Neyse, bu da son bomba olsun bitsin bu yazı madem.

Nice yüz izleyicilere, Simsıpanç küçük bir Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar’ı da gururla takdim eder…
1. sayfadasın.123