Posted by
Simsponge on Ara 10, 2010 in
Kişisel |
11 comments
Blogmania’dan ayrılırken bir yazı yazdım, bildiğiniz gibi, bu blogun Dizüstü Edebiyat ile akıllarınca dalga geçmesinden rahatsız olduğumu, ve bu yüzden yazarlıktan çıktığımı açıkladım, ama neredeyse vatan haini ilan edilmediğim kaldı o blogda ve saçma bir şekilde üzerime hakaretler yağdırıldı, ama Dizüstü Edebiyat ailesi beni Facebook’tan hep destekledi, buradan da onlara teşekkür ediyorum, ve buyrun, yazımın piç edilmemiş, Yılmaz Morgül’lenmemiş hali işte burda:

Daha önce yazarlıktan ayrılanlar, bir görüşürüz yazısı yazdı mı, onu da bilmiyorum da gerçi, olayı dramatize etmeye gerek yok.
Aslında işin özü şu, hiç bir yerde ismim geçmiyor, ama ben de Dizüstü Edebiyat’tanım. (Belki bu sizi şaşırtacak ama, Dizüstü Edebiyat’ta olmam, kitap çıkaracağım anlamına gelmiyor) Ve bu son yazılanlar, beni içten içe rahatsız etti, bunu gittikçe alta gömülen uzun bir yorumda dile getirmektense, buraya yazmayı tercih ettim.
Neden rahatsız etti? Aslında, yazarların çoğuyla, hiçbir muhabbetim olmadı. Cem Mumcu ile sadece iki defa telefonda konuştum, Ağdabandı, Mrs. Baros, PuCCa ve HBBA ile de sadece bir iki DM ve MSN konuşmasından ibaret.
Daha çok yüklenilen insanlar, aslında bu söylediklerimin dışında kalanlar, French Oje, TB gibi. Bunun da nedenini anlamıyorum aslında.
Bana göre Dizüstü Edebiyat’ın misyonu, sadece ünlü olmuş insanların kitabını çıkarmak kadar basit bir olay değil, olmamalı. Cem Mumcu, gerçekten çok derin bir şekilde Twitter, blog ve Facebook‘larda araştırmalar yapıyor bu insanları bulmak için. Bu yüzden, kitap çıkaracak olan herkesin, ünlü, bilmemkaç bin takipçisi olmasını bekleyemeyiz. Binlerce kişi tarafından tanınması gerekmez, kitabın okunması için. Ya da kitap çıkaran kişinin yazdıklarını okumadan onu kötülemek, ya da takipçisi olmadığı için “Dizüstü Edebiyat yalakası” yaftası yapıştırılması bence, çok saçma.
Bu görüşlerimi de özellikle burada belirtmemin bir sebebi de, bu yazıları okuyanlar kenarda benim ismimi yazar olarak görünce, bir kuşkulanıyorlar. Diye düşünüyorum. Bu yüzden bunları burada söylemek, ve buradaki kısa süreli yazarlığıma bir son vermek istedim, çünkü gerçekten başından beri ve koşulsuz bir şekilde Dizüstü Edebiyat’ın her kitabını takip ediyorum, edeceğim de. Kişinin Twitter’da mı, blogda mı ünlü olduğu, hangi TV programına çıktığı, hangi tarz müzik dinlediği falan da beni ilgilendirmez.
İşte böyle. Blogmania‘yı uzun süredir tanıttığı eğlenceli bloglardan dolayı takip ediyor, diğer yazıların çoğunu, başlıkları ilgimi çekmediği sürece okumuyordum, açıkçası, yazar olmadan önce. Şimdi, hepinizden müsaade alarak, o günlere geri dönüyorum. Kaçınız beni tanıyor, onu da bilmiyorum da gerçi. Esen Cullen………
Böyle. Orada zaten benim lehime yazılan yorumları yayınlamıyorlar, ve şimdi de yorum göndermeyi kapattılar. Ama ben, burda ister benim aleyhime, ister lehime yazın, hepsini yayınlayacağım. SÖZ VERİYORUM. En azından, bilin diye söyledim.
Şimdi gidip kahve içeceğim.