Aşk-ı Memnu’daki inanılır mantık hatası. Yani ben inandım.

Mausumu seviyorum.

Ya şimdi, bizde bir Aşk-ı Memnu kitabı var.

“Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış!!!!!!!!!111111111birbir”

Neyse, itiraf ediyorum, ben diziyi izlememiştim, ama neymiş, nasılmış diye bu kitabı okuyayım dedim. Bitirdim, ama nasıl zar zor bitirmişim. Öyle böyle değil. Elimdeki kitabın basımı falan içinde yazıyor olmamakla beraber, İnkılap Kitabevi, ve Anka Ofset, İstanbul-1993 yazıları göze çarpıyor. Yani kitap benimle yaşıt galiba. Ben onyedi yaşındayım. Ergen sevmiyorsanız şimdi gidebilirsiniz.

Şimdi size kitaptan kısa bir cümle paylaşacağım, okuyunuz.

“Peyker, kendisinin de eklediği bir fazla dermansızlıkla sanki yükünü taşımaktan yorgun bir halde, ince sarılmış düz beyaz şemsiyesine bir baston gibi dayanarak ilerlerken Bihter, beli son derece sıkılmış, vücudunu dara dar sararak ta arkasında iki yana dalga vuran etekliğiyle, belinin inceliğine oranla geniş duran omuzlarından biri ipek titreşimi ile titreyerek akan beline kadar akan pelerini büsbütün düşmeyerek beyaz pike gömleğini etekliğine bağlayan siyah meşin kemerinden iki parmak yukarıda kalmış, sağ elinden çıkardığı eldiveniyle birlikte kavranılarak tutulan şemsiyesiyle, alçak ökçeli sarı potinlerinin üstünde, yere basmıyormuşçasına bir sekişle yürüyordu.”

OHA. Yani, galiba kitaptaki en uzun cümle buydu diye düşünüyorum. “Atıyon lan Sıpanç, böyle cümle mi olur” diyenler, yukarıda kitabın ayrıntılarını verdim, sayfa 24′ten bakabilirsiniz. Ben yalan söylemem canlarım.

Öperler.

Adili sik nokta kom.





☺ NAVBER? Artık yazıcam lan! Artık hep yazıcam. Bilgisayarı tuvalete götürcem, sıçarken yazıcam falan gibi şeyler.

☺ Feysbuk‘ta Justin Bieber konulu paylaşımlara “şunda ne buluyonuz la mınagoyim” şeklinde paylaşımlar yapmaktan büyük haz duyuyorum.

☺ Aşk-ı Memnu resmen bitti lan. Bugüne kadar sadece dünkü bölümünü izlemiş bir insan olarak söylüyorum ki Behlül dışında tüm oyuncuların performansı vasatın üzerindeydi. Behlül harikaydı demiycem tabii ki. Hele o takma sakallı sahne, “Behlül kaçar” repliği falan, nereye havale edeceğimi şaşırdım, Allah’a havale ettim geri gönderdi, o derece.

☺ Ve fakat Aşk-ı Memnu‘nun ülkemize kazandırdığı faydalar yadsınamaz. Mesela Simsıpanç Twitter sayfası dışında bir de Aşk-ı Memnu karakteri adına fake twitter sayfası açtım, kendi takipçi sayımı geçti. Ama simsıpanç olduğumu bilenler bir kaç kişi, o da ayrı.

☺ Ayrıca intihar sahnesini beğenmedim. Bence Adnan orda “sen benim oğlumdun böhüeh” şeklinde zırlayacağına Behlül’ün ağzına sıçmak suretiyle sahneyi heyecanlandırabilir, Bihter’in intiharıyla doruk noktasına ulaşabilirdi.

☺ Neyse ya, bir kaç post öncesine kadar “Aşk-ı Memnu izlemedim, entelim eheh” şeklinde dolanırken şimdi oturdum koca bir postu Aşk-ı Memnu‘ya ayırdım. Ayrıca intihar İNTAHAR diye yazılmaz beyler. Videoları paylaşırken dikkat edin, ağzınızı yırtarım.

☺ Blogumun 1 yaşına girmesine az kaldı, heyecan dorukta.

☺ Ben şu ağladığım veda yazısını da sileyim teşekkür listesini alıp en iyisi. Gördükçe ‘napmışım lan ben, blog candır, apaçi sıpanç’ diyorum. Blogcan.org ‘dan ise nefret ediyorum, nedenini biliyorsunuz beyler.

☺ “Beyler” benim için bir topluluğa hitap şeklidir, bayanlar da üzerine alınırsa sevinirim.

☺ Madde madde yazmayı özlemişim kalp.

Pucca‘nın kitabından 20 sayfa falan kaldı, KIYAMIYORUM Kİ OKUMAYA LAN. SİZ BİLİR MİSİNİZ BU HİSSİ ACABA.

MHP’nin 40. yılı geyiğini yapmıycam ama geçen sene bu tarihte Maykıl Ceksın ölmüş lan. 1 sene ne çabuk geçmiş, hayretler içindeyim, CİDDEN.

☺ Bütün Twitter ve blog alemini Facebook’uma ekledim. İyi halt ettim falan gibi şeyler.

☺ MSN ve Facebook iletilerine “Suskunluğum asaletimdendir, her lafa söyleyecek bir cevabım var” diye başlayan sözü yazma kampanyası, BİT!

Ayrıca artık aktif bir Friendfeed kullanıcısıyım beyler.

Cat, mimini aldım, en kısa zamanda şeyetcem.

Adil Işık‘ın web sitesinin adilisik.com olmasıdır beni üzen. Zaten soyadı Işık olanlara bu yüzden acıyorum, twitter’da da geçen yigitisik diye birisi takip etmeye başladı, “Taleplerini bu kadar açıkça dile getirme” diyecektim, sustum asaletimle. Suskunluğum asaletimdendir, her lafa…

☺ Beni kız zannetme kampanyası, BİT! Bundan sonra hayvan gibi küfür edicem beni kız zannetmeyin diye mınakoyim. Hayvan da nasıl küfür ediyosa.

☺ Gideyim artık ben?

BEHLÜL KAÇAR. gşldkafşlasklşfkşafşsadkşlsşklfdş.

☺ Esen cullen.

Tarkan Twitoğlu lan, güldüm ha bayağı.


2 Şubat Shakira‘nın doğum günüydü. Tüm yurtta kutlamalar devam ediyor. Az sonra aynı anda ateşlenip patlayınca Shakira’nın bir resmini oluşturacak olan 1000 havaifişekten oluşan gösteri Taksim Meydanı’nda. Kaçırmayın, üzülürsünüz. (glskgslks)

Resimdeki odak noktasının Shakira değil de ‘exit’ olması sizi şaşırttı mı bilmem. Ben şaşırmadım galiba. Sanat yapacağım diye saçmalıyorlar.
Shakira‘ya gelen doğum günü mektuplarından en beğenileni Pimssonge takma adlı, isminin gizlenmesini isteyen bir arkadaşımız. Şöyle yazmış; “Şakira’cığım, doğum günün kutlu olsun fekat, ben albümünü hiç beğenmedim arkadaşım yahu. Tek dinlenebilen parça Give It Up To Me, olmaz ki, nerede o eski Ojos Asi’ler…” Böyle bir mektup. Shakira da niye beğendiyse bunu. İsmin cazibesine kapıldı herhal.
Korkmayın, bütün maddeler Shakira ile ilgili değil.
Twitter‘da birisi ‘Tarkan Twitoğlu’ diye bir espri yapmıştı. Az gülmedim.
Ha, ben ne zamandır yazmıyorum, okulunuzun ilk iki günü nasıl geçti öğrenciler? Az kaldı, hep beraber dişimizi sıkıyoruz. Haydi bakalım.
Birileri benim www.simsponge.com tarzında bir alan adı almamı çok istiyor herhalde. Sürekli google’dan böyle arayarak giriyorlar, enteresandır. Ama almam, öyle ciddi gibi oluyor. Blogspot yazınca böyle daha samimi, daha bizden.
Star Haber deminden beri Aşk-ı Memnu‘nun reklamını yayınlıyor. Ne oluyorsa artık.
Twitter‘da @allahcc adlı bir kullanıcıyı takibe aldım, o da beni takip etmeye başladı. 5 vakit namazımı eksik etmemem lazım artık.
En sevdiğim meze, rus salatasıdır. Bir öğünü onunla geçirebilirim hatta sadece. Ama güzel yapılsın.
Yazacak çok şey var esasen, yazdıkça yazası geliyor insanın.
Recep İvedik 3‘ü merakla bekliyorum, bakalım bu filmde kaç kez osuracak, millet bu osurmaya kaç kez gülecek, ne kadar gülecek, ne kadar milyon dolar gişe hasılatı yapacak, kaç tane araba, ev alacak falan.
Haydi kaçayım ben öyleyse, acayip belim ağrıyor. Bel fıtığı var lan bende. Haydi Esen cullen.

Lan öldürüp durmayın şu kadını!

‘Yeni Ay’ adlı saçmasapan filme giden yüzbinlerce insanı gördükçe sinirleniyorum, bu yüzden sinemalara yaklaşmıyorum bile. Arkadaşlarım gitti, Edward ve Jacob‘ı görünce ‘ay bebişim yaaa, çok tatlı’ diye bağrışan kızlar varmış, iyi ki de gitmemişim.

 

Hazal Kaya, yaptığı bir röportajda ‘Erkeklerin Aşk-ı Memnu izlememelerinin tek nedeni Kıvanç Tatlıtuğ’u kıskanmaları’ demiş. Hayır tamam yakışıklı falan adam da, durup dururken neresini kıskanayım ben onun? Hayır dizide olağanüstü güzel bulduğum bir kadın da yok, ne kıskanaağım yani. Sadece cumhuriyet dönemi öncesinde geçen bir hikayeyi iPhone‘larla günümüze uyarlamalarına kızıyorum, tepkim budur sadece yani.

 

Obsessed’i izledim geçen gün. Beyoncé‘nin ve Ali Larter’ın oyunculukları muhteşem, ne zamandır izlemek istiyordum, güzel oldu yani. Tavsiye ediyorum.

 

Yalnız dikkatimi çeken bir noktayı size şeyapmak istiyorum: Ali Larter oynadığı her filmde/dizide ölüyor! Final Destination‘ından tutun Heroes‘da 2 kere ölmesine kadar! Ne istiyorsunuz kadından, senaryoyu bir güzel yazın ya! Obsessed‘de de öldü, sinir oldum.

 

Bu kısa yazının ana konusu da şuydu: Edward’ı izlemeden ölmeyin.

 

 

Esen cullen. Ya da Esen Black mi demeliydim?!
1. sayfadasın.12