
Geçen hafta, zor ve yorucu geçen bir deneme sınavından çıkıp, beni eve atacak ilk dolmuşu beklemeye başladım. Zaten dolmuşların çoğu evin yakınından geçtiği için, ilk gelen sarı tabelalıya bindim, parayı uzattım, üstünü aldım, boş olan ikili koltukların birinin koridor tarafındakine oturup, kaykılarak cam kenarına geçtim. Neden bu kadar ayrıntılı anlattığımı anlayacaksınız az sonra.
Oturdum, kulaklığı taktım müzik dinlemeye başladım, sonra bir baktım param eksik. Gittim eksik kısmını da aldım, tekrar koridor tarafındaki koltuğa oturdum, yana doğru kaykılırken kendimi bir ÇATIRT sesiyle, kıçım yerde, kafam öndeki koltukla adeta bütünleşmiş bir şekilde, sol bacağım da yerden hala yandaki koltuğa uzanıyor halde buldum! Zaten o çatırt sesi de dizimden gelmiş, ve acayip acıyor!
Koltuk kırıkmış evet, doğru bildiniz, bravo!
Sessizce kalktım, sağlam koltuğa oturdum, bacağım inanılmaz acıyor, içimden küfrediyorum, dışımdan küfredecek gücüm yok, küfürlü tweetler atıyorum… Her zaman indiğim yere geldim, sürünerek indim dolmuştan. İndiğim yer bir hastaneye çok yakındı, topallaya topallaya oraya giderken o anki en acımasız gerçekle burun buruna geldim!
O gün Pazar’dı, ve özel hastane olduğu için hiçbir polikliniği açık değildi! Acil bölümüne gitmeden önce babama telefon ettim, babam geldi, beni arabayla aldı ve eve geldik, buz ve bacağıma sardığım bilumum havlumsu tekstil ürünüyle çok keyifli bir gece geçirdim!
Ertesi gün doktora gittik, o günden beri bacağım sargılı, dokular yırtılmış, kan toplanmış, iki ünite kan çıktı, hala üzerine basamıyorum, sol bacağım hala sağ bacağımın iki katı kalınlıkta, pantolona sığamaz oldum.
Diyeceksiniz ki plakayı almadın mı salak, e aldım da, kim suçlu? Onun vardiyasına denk geldiği için şoför mü, koltuğu kıran mı, koltuğun kırık olduğunu farkedip de söylemeyen yolcular mı (ki bu ben de oluyorum bir bakıma), yoksa koltuğun kırık olduğunu farkedip de tamir ettirmeyen dolmuş firması mı?
Ve benim bir ay sonra sınavım var, bunları dava etmekle uğraşacak kadar vaktim var mı? VE NEDEN BEN?!
Yani anlayacağınız, görünmez kazanın en babasını yaşadım, milletin futbol oynayarak, ne bileyim birbirlerini kovalayarak, spor yaparak hasarladığı bacağını oturduğum yerden sakatladım. ALLAHLARINDAN BULSUNLAR İNŞALLAH!
—————————————–0—————————————–
Bu arada yıllardır bakmadığım PageRank değerim 2 olmuş, ben de bunu kutlamak için yıllardır yazmadığım Mutluluğu Kelimelerde Arayanlar serisinden ufak bir demet sunayım dedim size. Buyrunuz, bakalım son zamanlarda Google’dan en çok ne aranarak bloguma gelinmiş;
-çilekli milkshake okunuşu
-sadece ğayiler çıpılak resimileri (hö?)
-dünyanın en büyük taşşağı (ney?!)
-yaşlı insanların pornası
-justin bieberla ilgili güzel sözler (castin biberim, vur kadehlere hadi içelim. ehe öhö)
-justin bieber bob hikayeleri
-mozambikde nerde kalınır,
-Bloğuma Hoşgeldin Yazısı
-tekstilde calışan fahişe kızlar (
)
-SEX H (gerisini yazamadan boşalmış)
(Bu seri gittikçe çirkinleşiyor, gerçekten korkmuyor değilim, neyse efendim, esen cullen.)
oy dağlar. sen benden de kadersizsin be sıpançım
Hiç sorma :/