Browsing Category

#gurlerdiyeti

Misfit Flash / Detaylı İnceleme

16 Aralık 2014

Sınavlardan dolayı bloga yazamad… Neyse bu kısmı geçiyorum :’)

Uzun zamandır bir aktivite bilekliği alasım vardı çocuklar, zira gavurların da söylediği gibi, every step counts. Jawbone UP’ın ilk modelinden beri ağzımdan salyalar aka aka izlediğim aktivite bilekliği teknolojisi, Fitbit ve Jawbone‘un diğer modelleriyle devam etti, Misfit Shine ile bambaşka bir boyuta ulaştı, Misfit Flash ile piyango bana da çıktı.

İlk önce bu teknolojiden pek bir haberi olmayanlar için kısaca bir özet geçeyim.

Aktivite bilekliği nedir?

Son yılların yükselen trendi olan giyilebilir teknolojinin en gözde ürünleri, şu anda her marka “akıllı saat” veya “aktivite bilekliği” veya her ikisinin bir birleşimi olacak pahalı ürünler yaparak pazara sunuyor ve bir şekilde alıcısını buluyor. Bu cihazlar Bluetooth ile akıllı telefonlarımızla senkronize oluyor ve bu şekilde bilgileri bize gösteriyor, zira küçük, hafif ve kendi başlarına çok fazla bir şey ifade etmeyen cihazlar çoğunlukla.

İçindeki janjanlı isimli sensörler sayesinde hareketleri, adımları, sizin girdiğiniz kişisel bilgilerinize göre de gidilen mesafeyi ve yakılan kalorileri hesaplıyor, günden güne gösteriyor, isterseniz bir hedef belirliyorsunuz ve ona ulaşmaya çalışıyorsunuz, bütün gün kıçımızı devirip yatmaktan kurtarmak için motive ediyorlar yani.

Ayrıca, bileğimize taktığımız bu güzide cihazlar bize uyku kalitemiz hakkında bilgi de veriyorlar. Yine aynı sensörler sayesinde ne kadar hareket ettiğimizi inceleyerek derin uyku ve hafif uyku evrelerimizi saptayarak sabahları daha dinç uyanmamızı sağlayabiliyorlar, ayrıca uykumuzu da bir grafik halinde önümüze serebiliyorlar, bu sayede kaliteli bir uyku mu çekiyorsunuz, evde sıcacık yatağınızdan memnun musunuz görebiliyorsunuz ve mesela saat 9’a alarm kurdunuz ama 8.45’te hafif uyku evresine geçtiniz, bunu farkederek sizi hafif uykudayken uyandırıyor ve küfretmeden uyanmanızı sağlayabiliyorlar.

Genel olarak akıllı saat ve aktivite bilekliklerinin ortak özellikleri bu, şimdi biraz daha daraltarak aktivite bileklikleri, ve Misfit markası üzerine yoğunlaşmak istiyorum.

Bir Indiegogo projesi olarak başlayan Misfit’in şu anda iki modeli var, Shine ve bu yazımda konuk ettiğim gönlümün efendisi Flash. Tasarımıyla kısa sürede büyük ilgi toplayan Shine’dan sonra, geçtiğimiz aylarda ikinci bir model olarak Flash satışa sunuldu. Yazıda bileklik olarak bahsedeceğim ama aslında iki cihaz da bozuk para boyutunda, ister bileklik kayışıyla ister cebinize atıp kullanabiliyorsunuz, ama tabii ki en rahatı bileğinizde kullanmak. İlk olarak bu iki modelin diğer fitness tracker’lardan farklarını kısaca özetleyeyim.

  • Misfit bilekliklerinin iki modelinde de ekran bulunmuyor, cihazın üzerindeki 12 adet LED ışık sayesinde saati ve gün içindeki ilerlemenizi görüyorsunuz. Ekran olmaması cihazın hem dayanıklılığını artırmış zira biliyorsunuz ekran hassas biri, hem de pil ömründen tasarruf sağlamış. Zaten telefonlarımızda bolca ekran var bence.
  • Pil demişken, bence büyük bir avantaj olarak, cihazımız bataryayla değil, saat piliyle çalışıyor. Bu sayede haftada bir şarj etmek zorunda kalmıyoruz, aylarca kolumuzdan çıkarmadan kullanabiliyoruz. Ayrıca telefonlarımızdan bildiğimiz batarya eskimesi durumu da ortadan kalkıyor, pil seviyesini telefonumuzdan takip edip bittiğinde atıp yenisiyle (10 lira falandır herhalde) değiştiriyoruz, 6 aya kadar kafamız rahat ediyor, evladiyelik bir cihaz yani…
  • Ayrıca Shine modeli 50, Flash modeli ise 30 metreye kadar su geçirmiyor, duş alırken, el yüz yıkarken hassas olmamıza gerek yok, hatta yüzebiliyoruz bile, çünkü biliyorsunuz yüzmek bir numaralı kalori yakıcısı ve bunu gözardı etmek çok günah.
  • Yanında bir adet bileklik kayışı, bir adet klips ile geliyor iki model de, dolayısıyla ister saat olarak kullanın, ister pantol cebinize kıstırın, ister ne bileyim spor salonundaki ter kokusundan bıktıysanız burnunuza mandallayın, kullanım alanı sınırsız ve her şekilde görevini yerine getiriyor, hatta sitesinde özel tasarım bir kolye şeyi bile mevcut.

Shine hakkında Berrak’ın şöyle bir incelemesi var, ben Flash’ı almadan önce bayağı bir fikir danışmıştım kendisine, siz de arada kaldıysanız bir bakın bence, ayrıca çok güzel tarifleri var 🙁

Peki Shine ile Flash’ın farkları ne?

Bazıları için küçük fakat insanlık için büyük olabilecek farklar haricinde, kullanım ve özellikler bakımından Shine ve Flash tamamen aynı diyebiliriz, şimdi o küçük farklılıklara şöyle bir göz atalım:

shine (mavi olan), flash (siyah olan)

  • Tasarım: Shine’ın Apple’ı andıran alüminyumdan yapılmış tasarımı yerine Flash’ta plastik bir tasarım görüyoruz, bunun birçok sebebi olsa da en başta fiyat olarak alternatif bir ürün yaratma amacıyla bu materyal değişikliğinin yapılmış olması oldukça mantıklı, plastik gözünüzü korkutmasın, piyasadaki Samsung telefonların çoğundan daha kaliteli bir dokusu var yine de 😉
  • Ekran (!): Yukarıda cihazda ekran olmadığını söylemiştim ama bu ışıklı arayüze başka isim bulamadım. Shine’da cihaza hafifçe iki defa dokunmamız gerekirken Flash’ta bu biraz değişik, esasında Flash kendi başına kocaman bir buton. Yani dokunmatik değil basmatik, bu özelliği Shine’a karşı bir avantaj olarak görenler olmuş ancak ben Shine kullanmadığım için yorum yapamayacağım, kolunuza bastırmak çok pratik diyemem.
  • Su geçirmezlik: Shine’daki 50 metrelik su geçirmezlik özelliği Flash’ta malzemeden dolayı 30 metreye düşmüş, pratikte çok büyük fark değil her gün dalış yapmıyorsanız eğer.
  • Fiyat *çığlıklar, alkışlar*: Shine’ın 100 dolarlık fiyatına karşı “yeter söz milletindir” şeklinde bir atakmışçasına Flash’in fiyatı 50 dolar. Türkiye’ye daha gelmediği için Türkiye fiyatını bilemeyeceğim ancak Misfit’in sitesi her yere kargoyla gönderiyor, ben İspanya’ya sipariş ettim 25 dolar kargo ücreti de eklendi, ama Black Friday indirimiyle kargo bedavaya geldi :’)

Misfit App

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Misfit’in 2 cihazı için de kullanılabilen bir iPhone ve Android uygulaması var, App Store veya Google Play’den ücretsiz edinilebiliyor, henüz geliştirme aşamasında, arayüz daha iyi olabilir fakat iş görüyor tabii ki.

Şunu da söylemeden geçmeyelim, neredeyse bütün aktivite ölçerler Bluetooth 4.0 teknolojisini kullanıyor, haliyle akıllı telefonunuzun buna uygun olması gerekiyor. Apple tarafında iPhone 4s, 5, 5c, 5s, 6 ve 6Plus, iPod Touch 5. nesil, iPad 3, 4, Air, Air2, Mini, Mini2 ve Mini3 ile uyumlu, diğer modellerle kullanabilmek maalesef mümkün değil. Android tarafını bilemeyeceğim ama Samsung Galaxy S3, Note 2 ve sonrasındaki modellerde bir sorun çıkmaz diye düşünüyorum, siz yine de alırken kontrol edin.

Misfit uygulamasını ilk açtığınızda bluetooth’u açmanızı rica ediyor, cihazınızı eşleştiriyor ve Facebook ile kolaylıkla doldurabileceğiniz bir profil oluşturuyorsunuz, böylece uygulama sosyal olarak da bir misyon edinmiş oluyor.

Uygulamanın sosyal kısmı bu şekilde. (Berrak henüz cihazını senkronize etmemiş 😛 )

Eve vardığınızda, veya yürümediğiniz bir anda, telefonunuzdan Bluetooth’u aktif ediyorsunuz, uygulamayı açtığınızda Misfit’teki hareket verileri telefona otomatik olarak gidiyor. Misfit kalori sisteminden çok puan sistemini kullanıyor, bunu bir oyun haline getiriyor zira puan sistemi, kaloriden daha faydalı, yaktığınız kalori giydiğiniz ayakkabıdan yürüdüğünüz zeminin eğimine kadar değişkenlik gösterir ama hareket ettiğinizde kazandığınız puan sabittir 🙂

Belirlediğim 1000 puan, ve bugünümün özeti.

Yine yazının başında kısaca bahsettiğim gibi, misfit’in puan sistemine göre kendinize bir puan hedefi belirleyip her gün ona ulaşmaya çalışıyorsunuz, ben ortalamanın yaklaşık iki katı olan 1000 puan belirlediğim için açıkçası her gün bu skora ulaşmam biraz zor oluyor, ama imkansız değil 🙂

Şu ana kadarki en yüksek rekorum :')

Şu ana kadarki en yüksek rekorum :’)

Misfit’in en güzel yanlarından biri de, daha önce incelemesini yaptığım MyFitnessPal uygulaması ile entegre oluşu. Bu sayede yaktığınız kalorileri orada da görüp bir nebze daha içiniz rahat yemek yiyebiliyorsunuz 🙂

Misfit Flash, uyku monitörü özelliğiyle de ön plana çıkıyor, bileğinize takıp uyuduğunuzda ne zaman derin uyumuşsunuz, ne zaman hafif uykudasınız algılayabiliyor, bunları da otomatik olarak telefonunuza gönderiyor. Uykunuz için de bir hedef koyabiliyorsunuz tabii ki ama bu puana etki etmiyor 🙂

IMG_9229.PNG

Peki hiç mi kötü yanı yok bu Misfit’in?

Var, sonuçta bu aleti alıp sayfalarca yazı yazıp övmem için kimse bana para vermedi 🙁

Efendim, cihazla birlikte gelen bileklik kayışı oldukça dandik, öyle ki ilk aldığımda bileğime takmakta bile zorlandım. Bileklikte bir de şöyle bir durum var, bileğe göre ayarladığınız kısım haliyle esnek plastikten, ama cihazı yerleştirdiğiniz bölüm sert plastik. Yani Shine’daki gibi cihazı “taktığımız” bır kısım yok, sadece alttan yerleştiriyoruz, cihaz kolumuzla plastik arasında boşlukta kalıyor, bu sebepten de saate bakmak için bastığınızda yerinden oynuyor, ama yerine hemen geri yerleşiyor. Hoşuma gitmeyen tek şey bu oldu açıkçası, belki de alışmak gerekiyordur.

Sonuçta Misfit Flash, rakiplerinin yaptığı işi yarı fiyatına yapan, kardeşi Shine kadar şık değil, daha sportif görünen bir cihaz. 1 haftalık kullanımım sonucunda gayet memnun olduğumu söyleyebilirim.

Umarım sonuna kadar okumuşsunuzdur 🙂 Yine de aklınızda bir şey varsa, ne bileyim bir yorumdur bir öneridir, aşağıda yorum olarak belirtin, yorum kısmını yine yeniledim çok güzel oldu 🙂

Hadi hayırlı sporlar!

IMG_9222.JPG

Nasıl spor hocası oldum?

15 Kasım 2014

shapely

 

(Bu yazıyı 3 Ekim 2013 tarihinde yazıp yayınlamışım, eski yazıları kurcalarken buldum, tekrar yayınlasam mı dedim, sonra dedim ki neden olmasın.)

Gün içinde kafein alırsanız, egzersizlerinizde yüzde yirmi oranında daha fazla yağ yakacağınızı biliyor muydunuz?

Ben biliyordum.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer body building’çi, pireler üçgen iken, 85 kiloluk onur ayva göbeğini tıngır mıngır sallar iken ilk spor deneyimim sonrasında dertli dertli bir blog yazmıştım, belki hatırlarsınız. Onun üzerinden yaklaşık 20 kilo ve 2 yıl geçmiş, blogu silmiş gibi yapmıştım ama aslında sadece tüm yazıları taslağa aldım o yüzden sadece artık anasayfada görünmüyor, bakalım vakti zamanında ne yazmışım:

———–

6 Aralık 2011
Ben ki Mersin Üniversitesi‘nin dik yokuşlarını Ağustos sıcağında bir damla ter dökmeden çıkmış bir insanım, sıksan 2 kova dolduracak ıslaklıktaki tişörtümle soyunma odasına gittim, yaklaşık yarım saat hiçbir şey yapmadan oturdum. Sonra aklımı birazcık toparlayabildim, duşa girdim, bu kısımları çok net hatırlamıyor olsam da, üstümü giyindim, sürünerek eve gittim!
İkinci ve üçüncü gün her yerim ağrıyarak, ama ağırlıkları daha çabuk kaldırarak geçti, araya haftasonu girdi, haftasonunda enerjimi toplayıp dün nihayet bütün egzersizleri sorunsuzca bitirdim! BİR DAHAKİ İMZA GÜNÜNE İKİ BOYUTLU, ADONİSTEN İBARET BİR İNSAN OLARAK GELECEĞİM!!!!1 
(14 Mart 2013 edit: GELEMEDİ)
 

———–

Gelememiş olmam hüzünlü tabii…

Aradan iki yıl geçti, ben spor salonundan hiç çıkmadım, biraz kilo verdim, bunu da sürekli vurguluyorum, neden mi? Çünkü GÖRGÜSÜZÜM.

Bu arada salondaki aletleri de iyi kötü öğrendim tabii, hangisi kol çalıştırıyor, hangisi bacak çalıştırıyor vesaire.

Neyse bugün, salonun kapanmasına bir buçuk saat kala gideyim iki koşayım dedim, gittim koşmaya başladım. İnsanları tiplerine göre birbirinden ayırmayı hiç sevmem fekat kişiliklerini bilmediğim için, bilsem de buraya anlatsam uzun ve gereksiz olacağı için tipleriyle yazmayı tercih ediyorum, bir adet mistır masıl ve bir adet ince uzun arkadaş vardı. Bi de ben.

Bu gittiğim üniversitenin spor salonu bu arada. Hocayla geçen seneden tanışığız, ne yaptığımı ne ettiğimi biliyor o yüzden rahatım başladım koşmaya, sonra hoca salonun kapanmasına bir saat kala benim işim var, siz çıkarken kapıyı çekin, güvenlikle de konuşun kilitlesinler dedi çıktı gitti. İyi dedik, nasıl olsa üç kişiyiz.

Mistır masıl tişörtünü çıkardı aynada kendine baka baka bir takım kaslanma hareketleri yapmaya devam ediyor, ince uzun arkadaş da takılıyor bir şeylerde, ben koşmayı bitirdim eliptiğe geçerken birden dört beş kişi geldi.

Hazırlıkların okulu daha bu hafta başladı, tabi millet ilk defa geliyor saatlerden falan habersiz. Normalde hocanın olduğu masanın orda bekliyorlar, bi beş dakika beklediler heralde, en sonunda içlerinden biri “biz buraya girebiliyoruz di mi, kartımız var?” dedi. Mistır masıl kaslarına dalmış, zayıf olan da mekik çekiyordu, ben seslendim gelin diye.

Ben bu kadar uzun yazı yazmak istemiyordum artık ya sıkıldıysanız çıkabilirsiniz 🙁

Spor hocası rica etmişti, koşu bantlarının altlarında şalterler var onları kapatmıştım, bu gelenlerden ikisi koşu bandına geçti, düğmelerle oynuyorlar tabi bi şey olmuyo, bana seslendiler, “alttan şalteri açın, işiniz bittiğinde kapatın” dedim, devam ettim. Şalteri açmış ama koşu bandını çalıştıramamış “SITARTA BAS” diye bağırdım oturduğum yerden, bisikletime döndüm.

Bu arada mistır masıl tişörtünü giyip gitti, koşmayanlardan biri yanıma gelip “ya bu kelebek aleti nerde” diye sordu, gösterdim. yanındaki “şu alet göğüs çalışmak için mi?” dedi, evet dedim.

Koşanlardan birisi yanıma geldi, “ya burda mekik çekme şeyi yok heralde” dedi, valla ben yerde yapıyorum dedim, diğeri “ya bu göbek nasıl erir?” dedi, soranda da benim göbeğimin yarısı yoktu insanlar çok değişik gerçekten, crunch yapıcan başka çaresi yok dedim, inşallah doğru demişimdir glkfsjdlksfsd

Sonra “bana da bi program yazabilir miyiz?” diye sordu, valla ben hoca değilim hocanın acil işi çıktı gitti, yarın gelir ona sorarsın dedim, yeni başlayanlar için bir program vardı duvarda onu gösterdim. Göğüs çalışan geldi “burası sanırım en çok bu saatlerde rahat oluyor, akşamüstü kalabalık oluyormuş” dedi, evet dedim. Koşanlardan diğeri kelebeğin bacak için olanına (ismini bilmiyorum ama aynı mantık yani) oturmuş ama nasıl kullanıldığını bilmiyordu, anlattım, bu arada bir iki kişi daha geldi, soyunma odasını tarif ettim, göbek nasıl erir diye soran dambılları sordu, gösterdim, soyunma odasından gelenlere de koşu bandını nasıl açacaklarını tarif ettim.

Bu arada kendi egzersizlerimi bitirmek üzereydim, zayıf arkadaş da gitmişti, göğüs çalışana “ben gidiyorum, siz havuzdaki görevlilerle konuşup kapattırırsınız” dedim, “siz kapatmıyor musunuz burayı?” dedi, “yok ben hoca değilim ki ya, öğrenciyim ehehe” dedim, iyi akşamlar dileyip çıktım.

Normalde spor salonunda kaslı kaslı dolaşıp millete tavsiye veren tiplerden hoşlanmam, ölseler az üzülürüm. Ben ağırlık çalışırken havalı havalı yanıma gelip “Yalnız o sana biraz ağır cnm yaaa, şunlarla çalış istersen :))))))” cilerin burun deliklerine dambıl sokmak istiyorum. Ama hoca zannedilip bir şeyler sorulan kişi olmak güzel bir duyguymuş gerçekten 😀 belki de kaslı havalı bi tip olmadığım için kendilerini rahat hissedip sordular, gerçi ben kaslı havalı bi tip de olsaydım öyle dolaşıp millete hava atmazdım, içimde yok.

Fitnıs adı üstünde, fit olmak için yapılan nispeten hafif çalışmalardır, fitness’ta kimsenin mistır masıl olma gibi bir niyeti yoktur. Zaten kaslı olmak için fazla kısa boyluyum, bence kas yapan kısa insanlar üçgen peynire benziyor. Fotoğraflar gösteriyor ki 2 senedir baya azimle asıldığım spor olayı iyi meyve vermiş, en azından artık 85 kilo değilim ve dokunduğum her yerden yağ fışkırmıyor, amaç da oydu zaten. Keşke başka şeylere de bu kadar azimle asılsaydım, acaba şu anda hayatım daha farklı olur muydu diye de düşünüyor insan işte o zaman.

İşte bu işler hep kısmet. 

 

MyFitnessPal ile lokmalarınızı sayın

4 Kasım 2014

myfitnesspallogo

Blogda yaşadığım bir takım kodsal ve temasal sıkıntılar nedeniyle uzun zamandır beklettiğim #gurlerdiyeti yazı dizisini erteleyip erteleyip duruyordum, ancak artık başlama zamanı geldi.

Bu yazımda, aslında pek de sosyal yanı olmayan bir sosyal ağdan bahsedeceğim.

MyFitnessPal, kullanıcıların katılımıyla veritabanını genişleten, bir kalori sayacı ve diyet takip aracı. Esasında diyet beslenme düzeni demek biliyosunuz, yani diyetin illa da zayıflama amacı olacak diye bişey yok, ama olursa da güzel olur.

Yediğimiz her yemeğin içinde proteinler, efendime söyleyeyim karbonhidratlar, lifler, ve bir sürü çeşidi bulunan yağlar var, ve her ne kadar bazılarını pek sevmesek de hepsinden yeteri kadar tüketmemiz gerekiyor her gün. MyFitnessPal’da profilinizi oluştururken boyunuz, kilonuz, olmayı hedeflediğiniz kilo, günlük aktiviteleriniz gibi temel bilgiler giriyorsunuz, sistem de size bunlara bağlı olarak belli bir kalori limiti, ve tüketmeniz gereken karbonhidrat, protein ve yağı gram bazında gösteriyor.

Buraya kadar güzel, peki bunları nasıl takip edeceğiz? Ne yememiz gerektiğini nasıl bileceğiz?

Her yediğimizi eklememiz, gerçekten lokmalarımızı saymamız gerekiyor arkadaşlar, acı ama gerçek…

Türkiye’deyken bu uygulamayı çok kullanmıyordum açıkçası durum nedir bilmiyorum ama, paketli gıdalarda oldukça geniş bir veritabanı var uygulamanın. Şunu da söyleyeyim, uygulamayı web üzerinden bilgisayarınızdan, veya iPhone’unuza uygulamasını yükleyerek kullanabiliyorsunuz, Android’de de uygulaması vardır diye tahmin ediyorum.

Telefondan kullanmanın şöyle bir avantajı var, kamerayı yiyeceğinizin barkoduna doğru tutuyorsunuz, çat diye listeye ekliyor. Onun dışında tabii ki klavyeden arayarak geniş veritabanının içinden bulup da sayabilirsiniz lokmalarınızı. Yiyecekleri kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği ve atıştırmalık olarak değişik kolonlara ekleyebiliyorsunuz ama bunun bir önemi yok, gün boyunca yedikleriniz gece kalori ve bahsettiğim diğer bileşenler olarak toplanıyor, acaba limiti aştınız mı hesaplanıyor, ve buna göre her gün bu şekil beslenirseniz 5 hafta sonra kaç kilo olursunuz’un bir öngörüsünü veriyor sistem size, motivasyon amaçlı.

MyFitnessPal, yediklerinizi pasta grafik, borsa grafiği gibi bir sürü alternatif şekilde yüzünüze başarıyla vuruyor…

Tabak yemeklerde bu iş biraz daha zor ama imkansız değil, genelde tabak yemeklerin de veritabanına eklenmiş porsiyon hesabıyla maddeleri bulunuyor, ama tabii ki herkes yemeği farklı yapar, bu da birazcık sizin uygulamayı kullanma isteğinize bağlı zira en zor yanı bu, üşenmeden ve kendimizi kandırmadan en azından bir süre uygulamayı kullanmamız gerekiyor ki sonuç alabilelim. Diye düşünüyorum.

Uygulamayı düzenli kullanmaya başlayalı 25 gün oldu, ilk iki hafta hedefimi “haftada yarım kilo”, sonra “haftada bir kilo” olarak değiştirdim ve şu anda program bana 1200 kalori veriyor, ancak bu süre içinde sadece 1 kilo verebildim, bunun sebebi de haftada bir gün kılabinge gidip alköllerle haşır neşir olmam ve neticesinde yediğimi içtiğimi düzenli ekleyememem, ikincisi ise neredeyse her gün aştığım şeker limiti, bu konuda yapabileceğim bir şey yok zira sütteki yoğurttaki şeker bile listeye giriyor, ve mandalinanın en güzel olduğu mevsimdeyiz, ölüm diyeti değil #gurlerdiyeti yapıyoruz, bitch please. 

Bunun yanısıra, özellikle iPhone kullanıcılarının seveceği bir özellik olarak, MyFitnessPal egzersizleri de destekliyor, ve doğru bir şey mi bilmiyorum ama, 200 kalori yakarsanız o 200 kaloriyi yiyerek almanıza izin veriyor (tabii zorunda değilsiniz bunu yapmaya :D), yani eksi hane olarak yazıyor gibi düşünün. Ayrıca Apple Health dalgasını da desteklediği için, kullandığınız diğer sağlık veya spor uygulamalarıyla da birlikte çalışıyor, yani telefonunuzu yanınıza alıp koşuya çıktığınızda yaktığınız kalori, egzersiz olarak lokma sayma uygulamamıza otomatik olarak ekleniyor, bu uygulamalardan da ileride “Evde spor keyfi” kategorisinde bahsedeceğim.

Rakamların arasında kaybolmak isteyenlere dev hizmet.

Dediğim gibi, uygulamanın vaat ettiği kadar olmasa da kilo vermişim, bu da demek oluyor ki işe yarıyor, yani abartmamak şartıyla istediğiniz şeyi yiyebilirsiniz, bu uygulama sayesinde de abartıp abartmadığınızı kontrol edebilirsiniz. Donut ve kahve ile güne başlayarak kilo verdiysem sıradaki şanslı kişi niye siz olmayasınız?
Merak edip bakmak, siz de lokmalarınızı saymak isterseniz myfitnesspal.com‘dan, veya aynı isimli iPhone ve Android uygulamasından siteye kaydolabilir, beni de arkadaşınız olarak ekleyebilirsiniz, kullanıcı adım onurgurler.

Uygulamanın sosyal medya ekranı. Şu anda tek #gurlerdiyeti yapan ben olduğum için tek başıma takılıyorum 🙁

Merak edilen #gurlerdiyeti tavsiyelerime de bu muhterem uygulamayla başlamış oldum bu vesileyle. Uygulama hakkında, veya öyle genel, saçma muhabbet falan edesiniz varsa bana nereden ulaşabileceğinizi biliyorsunuz, ama eğer uygulama ile ilgili bir sorunuz varsa lütfen aşağıya yorumlar bölümüne yazın ki bilgi alışverişi olsun. Diy mi efendim?

Hadi hayırlı zayıflamalar 🙂